Anketler

Sizce mutluluk nedir?
 

Kimler Sitede

Şu anda 1196 konuk çevrimiçi

Notice: Undefined index: view in /hosta/10360/mutluinsan.com/htdocs/components/com_content/views/category/view.html.php on line 118
Kadın Sağlığı


Vajinal Akıntılar ve Mantar PDF Yazdır e-Posta

Vajinal Akıntılar ve Mantar

 

Vajinal akıntılar kadınların doktora en sık başvurduğu hastalık şikayetidir.

 

Vajina normal olarak nemli bir yapıya sahiptir. Vajina duvarlarındaki ve vajinanın içinde bulunan rahim ağzındaki bezelerden salgılanan sıvılar bu nemliliği-ıslaklığı sağlar. Vajina vücudun dışarıya açılımı olan boşluklarından bir tanesidir. Vajinanın ıslaklığı kadının sağlığı açısından gereklidir. Mühim olan var olan akıntının normal mi, yoksa bir hastalık habercisi mi olduğunu ayırt etmektir. Çünkü varolan akıntı kişinin hareketi, ayakta durması gibi nedenlerden dolayı yerçekiminin etkisiyle vajinadan dışarı akacak ve iç çamaşırında veya pedinde bir ıslaklık oluşturacaktır. Ve bu salgılanma herhangi bir hastalık veya sıkıntı yoksa sağlıklı bir kadında süreklidir.

 

Normal vajinal akıntı berraktır ve sıvı yumurta akını andırır, koku yapmaz. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında (adetin başlangıcından itibaren 14. gün civarı) biraz değişir ve sıvılaşabilir. Bunun amacı doğanın döllenmeye hazır yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için salgının kıvamını değiştirmesidir, Servikste (rahim ağzındaki) ve buradan salgılanan sıvılardaki tüm değişiklikler buradan spermin kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlamak içindir. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarımızda vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir.

 

Tanımladığımız dışındaki bütün akıntıları muayene oluncaya kadar bir hastalık belirtisi olarak kabul etmek ve en kısa zamanda doktora başvurmak sağlığınız açısından gerekli ve önemlidir. Rahatsız edici bir vajinal akıntıyla yaşamak kişinin hayat kalitesini düşürecektir. Kendinize olan güveniniz azalacak, kendinizi kötü ve huzursuz hissetmenize sebep olacaktır. Cinsel yaşantınızı ve partnerinizle olan ilişkinizi etkileyebilecektir. Daha da önemlisi sağlığınızı bozacak, kısırlığa veya daha kötü sonuçlara gidebilen olaylara sebep olabilecektir.

 

Akıntıların tedavisi sanıldığının aksine daha kolay ve de acısızdır. Hele hele belirtilerin ilk başladığı günlerde bize başvuran hanımlarımızın bu sıkıntıları çok daha kolay ve de basitçe çözülebilmektedir. En sık karşılaştığımız korku nedeni ise ya kötü bir şey çıkarsa diye düşünüp doktora başvurmamaktır.Var olan gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir gecikmeniz karşılaşmaktan korktuğunuz olayları yok etmez aksine büyütür ve arttırır. Ve sonunda basitçe halledilecek bir sorununuz varken geçirdiğiniz (kaybettiğiniz) zaman, bu sorunu daha da büyümüş bazen de çözülemez bir hale de getirebilir. Gerçekleri görmemeye çalışarak yok edemezsiniz. Sağlıklı kalabilmek kendinize saygı duyabilmek (Kendine saygı duymayan insana başkaları da saygı duymaz) için, düzenli olarak bir sıkıntınız ve cinsel hayatınız olsun olmasın doktor kontrolüne gitmektir. Önerdiğimiz altı ayda birdir. Eğer sıkıntınız varsa hemen gitmek en faydalı olanıdır. İnsanın en değerli varlığı kendisidir.Bedenimize sahip çıkalım.

 

Hanımlarımız bu tip şikayetleri için doktora başvurmayıp kendilerine zarar verdikleri gibi, başka arkadaşlarına da önerilerde bulunup onlara da zarar verebilmektedirler. Benim kaşıntım vardı, doktora gittim mantar dedi veya mantar olduğunu düşünüp eczaneden şu.......... ilacı aldım, geçti.Senin de kaşıntın varsa, mantardır. Bundan kullan geçer demek verilebilecek zararların en büyüğüdür. Çünkü, her kaşıntı yapan beyaz akıntı mantar değildir. Bazı bu tip akıntılara verilen mantar ilaçları, daha fazla zarar verebilmekte, hatta kişiye geriye dönülmesi çok zor veya imkansız hasarlar yapabilmektedir. Çözüm bu kadar basitken ve elinizin altındayken doktora başvurmak en sağlıklı, en akılcı ve uzun vadede en ucuz yol olacaktır.

 

Vajinal Akıntılar

 

A- Fizyolojik Akıntılar (Doğal Akıntılar)

 

- Östrojen düzeyine (Kadınlık hormonlarından bir tanesi) bağlı değişiklikler ; mesela adet kanaması(mensturasyon

kanaması ) öncesi

 

- Cinsel Uyarım ;Cinsel uyarıyla vajinada meydana gelen ıslanma ve bunun oluşturduğu akıntı

 

- Gebelik ;Gebelikte rahim ağzındaki bezlerin salgıları gebeliği ve bebeği korumak için artar

 

-Spiral' e bağlı akıntılar

 

B- Patolojik Akıntılar ( Doğal Olmayan Akıntılar )

 

 

1- Vajinal ( Vajinaya-Döl yoluna ait)

 

- Vajinanın mantar hastalıkları

- Trikomanas vajiniti (Cinsel yollada geçen parazit kökenli hastalık ) - Bakteriyel Vaginosis (Çeşitli bakterilerin neden olduğu hastalık - Genital herpes vajiniti (virüslerin neden olduğu bir akıntı

- Vajinadaki yabancı cisimlerin oluşturduğu akıntı

- Kanserlerin oluşturduğu akıntılar

 

2- Servikal ( Servikse-Rahim Ağzına ait)

 

- Bakterilerin neden oldukları ( mesela gonore {belsoğukluğu} ve bu gibi

- Non-spesifik enfeksiyonlar ( Nedeni ve etkeni tanımlanamayan akıntılardır.)

- Virusların neden olduğu akıntılar (mesela herpes ve diğerleri)

- Kanserlerin neden olduğu akıntılar

- Polip dediğimiz bazı oluşumların yaptığı akıntılar

- Yaraların yaptığı akıntılar

 

En yaygın olarak görülen vajinal akıntı nedeni Mantarlar ve trikomanas ile çeşitli bakterilerin neden oduğu bakteriyal vaginozistir.

 

Vajinanın Mantar Hastalığı: Maya enfeksiyonu olarak adlandırılır, Mantar tüm doğada bulunabilen bir hastalık etkenidir. Normalde vücudumuzda mantarlar bulunmakta ama bunlar normal şartlarda hastalık oluşturmamaktadır. Bazı koşullar bir araya geldiğinde var olan mantarlar kontrolsüzce çoğalarak hastalık oluştururlar. Genelde büyük bir oranda mantar hastalığı oluşumundan Candida albicans sorumludur.

 

Yoğun, beyaz renkte, kesik süt görünümüne bir akıntı ve kaşıntı mevcuttur, dış dudaklarda ve çevrede kaşınmaya bağlı şişlik ve kızarıklık oluşabilir. (Her bu tip akıntı mantar hastalığı demek değildir, bu sadece genel bilgi olarak verilmiştir- lütfen hekime muayene olmadan kendi başınıza tedavi uygulamayınız!)

 

Riski Artıran Faktörler Nelerdir?

 

Mantar enfeksiyonlarında

- gebelik,

- şeker hastalığı,

- kortizon kullanımı,

- antibiyotik kullanımı,

- bazen östrojen hormonu tedavileri,

- bazı doğum kontrol yöntemleri,

- sık ilişki,

- fazla sayıda partner ve korunmasız ilişki,

- tampon kullanımı,

- sentetik iç çamaşırı kullanılması,

- çok dar giyecekler ,

- ıslak mayo veya çamaşırla oturulması

- vajinanın içinin çok sık ve sabunla yıkanması,

- bazı ticari vajinal duşların kullanılması, kokulu tuvalet kağıtlarının bazıları

- aşırı klorlu havuzlara girmek mantar hastalığına yakalanma rizikosunu artırır.

- başkasına ait iç çamaşırı ve bu gibi şeylerin giyilmesi

-çok fazla diyet şekeri veya tatlandırıcı kullanılması

 

Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli kullanımı ile olacaktır, hekiminiz ayrıca size iç çamaşırlarınızı kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir. Bazen kişinin cinsel partnerine de tedavi vermek gerekir, aksi takdirde ilişki ile ona geçirdiğiniz veya ondan aldığınız mantar hastalığını tedavi olup iyileştikten sonra tekrar alabilirsiniz.

 

Daha güzel ve sağlıklı günlere doğru hep beraberce.

 

Dr. Cenk Kiper

 

 
Vajen Dudaklarının Küçültülmesi PDF Yazdır e-Posta

Vajen Dudaklarının Küçültülmesi

 

l_minus1Vajen dudakları vajinanın (döl yolunun) girişinde bulunan büyük ve küçük

olarak ikiye ayrılan birer dokudur. Dışta ve daha büyük olanına büyük dudaklar (labium majus), içte ve daha küçük olanlar ise küçük dudaklar (labium minus) olarak isimlendirilir.

(resimdeki vajen küçük dudakları normalden daha iri ve sarkmış şekildedir)

 

Küçük dudaklar(labiun minus) : büyük dudakların arasında iki ince deri kıvrımı halinde uzanırlar. Öne doğru

ikiye ayrılır, orta çizgide birleşerek üstte klitorisi(bızır) bir kılıf gibi örterler. İç yüzlerinde; vajen girişindeki ıslaklığı sağlayan, Bartholini denilen bezlerdeki salgının akış noktası bulunmaktadır. Bu bezlerin ağzı çok kolay mikrop kapabilmekte ve abse oluşturabilmektedir. Küçük dudaklar arkaya doğru küçülür ve belli belirsiz bir kıvrımla birleşirler. Renkleri, büyüklüğü ve küçüklüğü ırka ve yaşa göre değişmekle beraber, cinsel ilişkiye başlama yaşı, yaşanan ilişki sıklığı, doğum sayısı, jilet-ağda gibi epilasyon yöntemlerinin uygulanışı ve kilo şekil ve büyüklüğünde rol oynar. Normal olarak ortalama uzunlukları 5 cm boyunda ve 0.5-1 cm kalınlığındadır.

 

Küçük dudaklarda olan değişiklikler veya doğuştan var olan şekil bozuklukları bir çok bayanda rahatsızlık oluşturmakta, mutsuz etmekte, kompleks yaratmaktadır. Kişinin var olan cinsel hayatını bozmakta veya cinsel ilişkiye girmesine mani olmaktadır.

 

Çok sayıda kadın bu şikayete sahiptir. Eskiden hastaların bir çoğu tamamen farklı bir nedenle muayeneye gelmiş gibi gözüküp muayene biterken utanarak benim şöyle de bir sıkıntım var diyerek bu problemi belirtip çözüm ararlardı. Genelde kadınlarımızın bir çoğu bunun yalnızca kendilerinin sahip olduğu bir problem olarak görür ve çare aramaktan korkarlardı ve mutsuz bir cinsel hayata sahip olarak yaşamlarını sürdürür veya bu kompleks yüzünden hiç cinsel ilişki yaşayamazlardı.

Gelişen iletişim teknolojisi ve özelliklede internet sayesinde böyle bir sıkıntının ve de çözümünün varlığından haberdar olup artık bu sıkıntıdan kurtulmuşlardır.

 

Evet azımsanmayacak sayıda bayan hastamız bu şikayetle doktora başvurmaktadır.

 

Şunuda unutmamalısınız ki erkekler bu tip bir problemi fark etmez, anlamaz ve önemsemezler bu tamamen sizin kendi bedeninizle olan bir probleminizdir

 

l_minus2(bu resimdeki vajen küçük dudaklarıda normalden daha iri ve sarkmış şekildedir)

 

 

 


Peki ne yapılabilir, yapılan nedir?

İlk önce hasta muayene edilir;

Basit bir muayeneden sonra hastanın sahip olmak istediği vajen küçük dudakları büyüklüğü ve doktorun küçültebileceği oran (bedensel ve cinsel açıdan hasta için en uygun ve sağlıklı olanı) karşılaştırılarak [gerek hastanın kendi bedeni üzerinde, gerekse çizim olarak bu hastaya gösterilir ve izah edilir] ortak noktada buluşulur.

 

Daha sonra hastaya yapılacak işlemin süresi yeri ve maliyeti hakkında bilgi verilir;

 

-operasyon ne kadar sürer ?

normal artlar altında ortalama 5-10 dakika sürer

 

- nerede yapılır ?

çok basit bir işlem olduğundan genelde muayenehanede veya uygun koşullar sağlanamıyorsa hastanede yapılır.

 

- genel anestezi ile mi lokal anestezi ile mi yapılır ?

kısa ve basit bir işlem olduğundan lokal anestez

(iki basit can acıtmayan iğne ile o bölge uyuşturularak hastanın hiç bir şey duymaması sağlanır)

yeterlidir ve tercih edilir, eğer korkan hastamız olursa genel anestezi ile de yapılır.

 

- acı duyulur mu?

hayır, lokal veya genel anestezi kullanılacağından hasta hiçbir şey hissetmez.

 

- operasyon sonrası ağrı olur mu ?

bu kişiden kişiye göre değişmekle beraber genelde hastalar ağrı duymadıklarını belirtmektedirler.

Ağrı olursada ilk gün çok hafif olabilir ve basit bir ağrı kesici ile kaybolacak tarzda bir ağrıdır.

 

- operasyon sonrası yürümemde bir değişiklik olur mu ?

hayır, ne yürümenizde ne de oturup kalkmanızda hiç bir değişiklik olmaz. Normal hayatınıza devam edebilir hatta yürüyüşe bile çıkabilirsiniz.

 

 

operasyon sonrası idrar yaparken herhangi bir sorun yaşanır mı ?

hayır, herhangi bir sorun yaratmaz, yanma veya acıma olmaz.

 

- ne zaman yıkanabilir?

operasyonun olduğu gün bile bacaklarınızı kapatarak ayakta yıkanabilirsiniz.

 

- çok kanamam olur mu?

hayır, normal şartlar altında hiç bir kanamanız olmaz.

 

- dikiş kullanılıyor mu ? kullanılıyorsa ne zaman dikişlerin alınması gerekir?

genelde çok basit ve az sayıda dikiş kullanılır ve alınması gerekmez,dikişler kendi kendine 3-5 gün içerisinde düşerler.

 

- iyileşmesi kaç gün sürer?

iyileşme 1 haftada tamamlanır.

 

operasyondan ne kadar süre sonra cinsel ilişkiye girelebilinir ?

yaklaşık 15-20 gün sonra ilişkiye girilebilinir.

 

- dışarıdan böyle bir operasyonun yapıldığı belli olur mu?

normal şartlar altında belli olmaz, genelde tamamen doğal görünümde ve istediğiniz büyüklükte bir görüntüye sahip olursunuz.

 

- bu operasyonun herhangi bir zararı var mıdır?

bu operasyonun kızlık zarına, ilişkiye, orgazma, gebe kalmaya ve doğum yapmaya zararı

veya engeli yoktur.

 

 

- kimlere yapılabilir?

evli veya bekar, bakire veya cinsel hayatı olan doğum yapmış veya yapmamış dileyen

herkese yapılabilir.

 

 

- kimler bu operasyonu yapabilir ?

kadın doğum uzmanlarının bir çoğu bu operasyonu yapabilir.

 

-maliyeti nedir?

maliyeti yapılacak olan operasyonun yeri, zamanı, kullanılacak anestezi gibi koşullara göre değişmekleberaber büyük rakamlara çıkmamakta, herkesin ödeyebileceği basit

rakamlarda olmaktadır.

 

Konu ile ilgili linkler:

 

http://www.doktornevra.com/cinsellik/vajina_estetigi_ve_cinsellik.asp

 

http://www.jinekolognet.com/detay.asp?pid=199

 

http://www.vajina-estetik.com/vajina-estetik/

 

http://www.mutluyasam.com/konudetay.asp?id=810

 

http://www.egejinekoloji.com/konudetay.php?islem=870

 

http://www.avrupaestetik.com/ic_dudak_estetigi.html

 

http://www.plastik-estetik.com/index2.html

 

http://www.gebelikrehberi.com/cinsellik/estetik.asp

 

http://www.ibrahimoskui.com/cinsel.asp

 

http://www.drnacicelik.com/?sayfa=kat&id=49

 

Görüldüğü gibi eğer çok özel koşullarınz yoksa bu sorunun çözümü basit ve de zahmetsizdir. Gereksiz yere bu üzüntüyü ve sıkıntıyı çekmenin hiç bir anlamı yoktur.

 

Bir çok bayan hasta bu sıkıntıyla doktora başvurmakta kısa sürede sorunlarına

çözüm almakta sağlıklı ve kompleksiz bir yaşantıya sahip olmaktadırlar.

 

Hayat güzel ve basit onu yaşamak çok keyifli, gereksiz ayrıntılar ve çözümü olan

problemlerle hayatı zorlaştırmanın anlamı yok.

 

Bedeniniz sizin bir parçanız ve bedeniniz de ve de ruhunuzda yaşayacağınız

veya yapacağınız şeyler için kimseye hesap verme gereğiniz yok.

 

Hayat bizim;dilediğiniz, mutlu olduğunuz gibi yaşayalım.

 
Vajen Daraltma Ameliyatı PDF Yazdır e-Posta

Vajen Daraltma Ameliyatı

 

VAJEN (VAJİNA, DÖL YOLU, İLİŞKİYE GİRİLEN YER) DARALTMA AMELİYATI

 

Özellikle belirtmek istiyorum vajen dudakları küçültülmesi değil, vajen daraltılmasından bahsedeceğiz. Genelde karıştırılıyor.

Vajen daraltma ameliyatını gereken ve isteyen herkes olabilir.

Genelde bu istek vajinada genişlik olan ve ilişkide zevk alamama veya veremeyen kişilerden gelir.

Ve bu hastalarda vajinal enfeksiyonlarada sıkça rastlanılmaktadır.

Sıklıkla neden fazla sayıda normal doğumdan, veya tek bile olsa iri bebek doğurmaktan olabilir, küçük yaşta vajen gerekli esnekliği kazanmadan girilen ilişkilerde (kendi isteği,zorlama ve bu gibi) olabileceği gibi,

bazı hanımlarda doğuştanda vajen geniş olabilir.

Cinsel ilişkide problemlerin başlamasıyla hasta bu tip bir operasyona ihtiyaç duyar.

Hem ilişkide sorun başlamıştır, hem de sıkça vajinal enfeksiyonlar oluşuyordur.

Görüntüde estetik olarak rahatsızlık yaratabilir.

Ameliyatı isteyen ve gerek duyan herkes olabilir.

Ameliyatı olan kimsenin vajinal doğum yapmaması gerekir, ama dilerse rahatlıkla sezaryenle doğum yapabilir.

Operasyon genel anestezi altında, hastanede yapılır,

yaklaşık 30-45 dakika sürer.

Gece hastanede kalmanıza gerek yoktur. Rahatlıkla evinize gidebilirsiniz

1 gün biraz ağrınız olabilir, bu ağrı ağrı kesici ilaçla kaybolacak kadardır, rahatlıkla yürüyebilirsiniz, sadece o gün dinlenmeniz gerekir,

sonraki 1 hafta sadece oranın varlığını hissedebilirsiniz. Ve çalışabilirsiniz

3 hafta -1 ay sonra ilişkiye girebilirsiniz.

Basit bir ameliyattır, gerek duyuluyorsa cinsel sağlık ve ruhsal sağlık açısından beklenilmeden olunmalıdır.

Özellikle tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar açısından sorun yaşıyorsanız bir an önce bu operasyonu olmalısınız.

Özellikle bu ameliyat için çekinmeden devlet hastanelerinede başvuabilrsiniz,çünkü çok kişi bu ameliyatı yaptırmaktadır.

 

 
Takvim Methodu Korur mu? PDF Yazdır e-Posta
Takvim Methodu Korur mu?

Takvim metodu bir korunma yöntemi değildir. Takvim metodunda sadece çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara en uygun zaman gösterilir. Bu, gebe kalmak için en uygun zamandır, yani bu sistem tersine işletilerek diğer zamanlarda gebe kalınmaz diye bir şey yoktur. Bir kadın her zaman gebe kalabilir, adetliyken dahi, ama tabii ki gebe kalma şansı daha azalır. Takvim metoduna göre korunma yoktur, yapılamaz. Takvim metoduna göre cinsel ilişkiye girerek korunma sağladığınızı düşünürseniz yanılırsınız. Sadece ve sadece gebe kalma şansınız düşer. Peki sizin için ne fark eder; diyelim ki adetin bilmem kaçıncı günü gebe kalma rizikosu 100 kişide 2 (%2) olarak hesaplanmış. Bu iki kişiden biri siz olursanız, gebe kalmış olursunuz ve kürtaj olmak zorunda kalırsınız. Bu tip bir yanılgıyla her yıl yüzlerce kadın gebe kalıp kürtaj olmak zorunda kalıyor. İstenmeyen bir gebelikle karşılaşmamak için veya şüphe içinde yaşamamak için mutlaka uygun bir doğum kontrol yöntemi kullanmak zorundasınız.Ama bunu da kendi başınıza bir takım haplar veya yöntemler kullanıp uzun vadede kendinize zarar vererek değil(yanlış ve kendi başına alınıp kullanılan doğum kontrol haplarının veya uzman olmayan kişilerce takılan spirallerin kısırlık,kanser veya başka zararlı yan etkileri sıklıkla görülmektedir.)Bu yüzden bir kadın hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurarak size en uygun doğum kontrol yöntemini isteyiniz veya ilişkilerinizde prezervatif kullanınız.Bu sizi hem istenmeyen bir gebelikten hem de cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyacaktır.

Peki takvim metodu nedir;

Normal bir adet dönemi 28 gün olarak kabul edilirse (adet kanamasının başladığı ilk günden öteki adet kanamasının başladığı güne kadar geçen süre)

1.gün,2.,3.,4.,5.,6.,7.,8.,9. ve 10.gün
(1. ve 10. günler arasa gebe kalma şansı daha düşüktür)
11.,12.,13.,14.,15.,16.,17.,18.
Gebe kalma şansının en yüksek olduğu zamanlardır.
14.gün 15.gün(yumurtanın ideal çatlama ve döllenme zamanı olarak kabul edilir)
19.gün,20.,21.,22.,23.,24.,25.,26.,27.
ve 28.gün
(19. ve 28. günler arasa gebe kalma şansı daha düşüktür)

adet kanamasının başlamasıyla beraber ilk hafta ve kanamanın olacağı son hafta gebe kalmak için daha az ideal zamandır.Bakınız gebe kalmamak için demiyoruz,gebe kalmak için diyoruz !!!

Eğer şüpheli bir ilişki yaşamışsanız, ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde çeşitli korunma yöntemleri mevcuttur. Uygun korunma yöntemini bir hekime muayene olarak,hekiminizin sizin için o andaki durumunuza en uygun önereceği yöntemi uygulayarak sağlayabilirsiniz.

İnsan vücudu özellikle ,kadın vücudu çok karmaşık ve olağanüstü bir yapıya sahiptir.Kadınların bütün dengeleri doğurma ile ilgili olaylar üzerine kurulmuştur.Adet göre mensturasyon kanamsıda bunlardan biridir ve çok çok önemlidir.Daha net ve kısaca vücudun bir göstergesidir,yani adet düzeni bozukluğu bir uyarı bir sinyaldir.Bu çok çok basit bir nedende olabileceği gibi bazen çok kötü olayların bir öncüsü bir uyarısı da olabilmektedir.Adet düzeni hormonlarla ilgili bir düzendir,

Ve de dilediğiniz gibi hormon alıp kullanamazsınız(adet söktürücü,adet geciktirici veya doğum kontrol hapı gibi),bunun bedelini ne yazık ki çok çok ağır ödeyenler olmaktadır,yıllarca düzeltilemeyen adet düzenleri,kısır kalma ,kanser olmak gibi.

Yapılacak tek ve akıllı şey bir doktora baş vurup muayene olmaktır.Çözümü e maillerde, arkadaşlarda veya kitaplarda aramak hem zaman kaybıdır hem de kendinize zarar verirsiniz.Belki şimdi farkına varmazsınız ama vücut yüksek faiz veren bir banka gibidir,ona iyi bakarsanız ileride geç yaşlanır ve yıpranırsınız.Sanki hiç sonu gelmeyecek gibi davranırsanız kısa sürede bunu yüksek faizi ile geri alırsınız,faiz olarak gelenlerinde sizi hiç mutlu etmeyeceğini hatta çok acı ve üzüntü vereceğini de söyleyebilirim.

Basit ve mutlu yaşamayı kendinize zorlaştırmayınız lütfen!!

Dr. Cenk Kiper

 
Menopoz PDF Yazdır e-Posta

Menopoz

 

Menopoz: Son defa adet görmektir

 

Menopoz sözcüğü ilk olarak 1812 yılında Gardanne isimli bir Fransız jinekolog tarafından kullanılmıştır. Latince olarak Meno=Ay Pause=Son anlamına gelen kelimelerin birleşiminden türetilmiştir.

 

Ancak klinik olarak bir kişiye siz menopozdasınız diyebilmek için en son görülen adetin üzerinden 1 yıl geçmelidir.

Kuşkusuz 2-3 aydır adet görmeyen ve çeşitli belirtileri olan bir bayanda bazı laboratuar tetkikleri yapılarak menopozda olup olmadığı saptanabilir.

 

Aybaşı kanamalarının, ergenlik çağından başlayarak hemen hemen her ay tekrarlanan yumurtlama faaliyetlerinin sona ermesi demektir.

 

Kadın yaşamının doğal bir evresidir,bir süreçtir. İlk adet görme (menarş) ile başlayan kadının üreme dönemi, menopoz adı verilen, adetlerin sona ermesine kadar sürer. Menopoz ana hatlarıyla kadının çocuk sahibi olamayacağı bir dönemdir. Yumurtalıkların gerek yumurta ve gerekse kadınlık hormonu olan östrojeni üretme yeteneği sona erer

 

Menopoz (son adet ) öncesi, adet düzensizliklerinin sıkça görülmeye başladığı ve bazı menopoz belirtilerinin görüldüğü yıllara Pre menopoz dönemi denir.

 

Menopozdan sonraki döneme ise Post menopoz denir.

 

Tüm bu yılları kapsayan döneme ise(premenopoz, menopoz, post menopoz)

KLİMAKTERİUM , bayana ise KLİMAKTERİK BAYAN adı verilir.

 

Menopoza Ne Zaman Girilir?

Menopoz yaşı 45 ila 60 yaşları arasında değişmektedir. İstatistiki olarak ortalama yaş 51.4 yaşıdır. Türkiye'de ise bu yaş ortalaması 46 dır.

 

Doğum yapanlarda,düzenli seks hayatı olanlarda,spor yapanlarda,erken adet gören bayanlarda daha geç menopoza giriş görülmektedir.

 

Geç adet görenler,düzensiz hayat tarzı olan (beslenme,içki,sigara,uyku düzeni,stres), cinsel hayatı bozuk olanlarda,doğum yapmamışlarda, 30 yaş civarı eşin kaybeden veya boşananlarda menopoza diğerlerine nazaran daha erken giriş görülür.

 

 

Erken Menopoz yaşı: 35 yaş altında menopoza girilmesi durumuna denir.

Erken Menopoz 35 yaşın altında her yaşta olabilmektedir. Yani 18 veya 22 yaşında ki bir bayan dahi menopoza girebilir, bir daha adet görmez ve doğurganlığı kaybolur. Bu kişilerde ya doğuştan yumurta oluşturacak hücre sayısında azlık vardır ya da geçirilen çeşitli hastalıklar veya büyük üzüntü ve stresler sonucu veya kullanılan çeşitli tedavi yöntemleri ve ilaçlar sonucu bu yumurtalar harap olur. (Mesela bazı kemoterapi-kanser tedavisi ilaçları ve radyoterapi yöntemleri)

Bazı erken menopozlar POF (prematüre overian failure-Erken yumurta tükenmesi) olarak değerlendirilir.

Geç Menopoz Yaşı: Genç Menopoz yaşı diye bir sınırlandırma yaşı yoktur.

Kanama her yaşa kadar devam edebilir.

 

Cerrahi menopoz; ise çeşitli nedenlerle ameliyat ile bayanın yumurtalıklarının alınması ve buna bağlı olarak oluşan menopozdur.

 

DÖNEMİN ÖNEMİ:

 

Türkiye'de menopoza giriş yaşı ortalama olarak 46 dır.Devlet İstatistikleri Enstitüsü raporlarına göre 2000 yılında beklene yaşam süresi kadınlar için 72 dir.

 

76 - 42 = 34 yıl ,bu neredeyse ise bir bayanın hayatının üçte birini kapsayan bir dönemdir ve beklenen yaşam süresi ileriki yıllarda daha da artacaktır.

 

Bir bayanın sosyal, maddi ve manevi olgunluğa eriştiği bu dönemde, hatta bazı meslek ve konumlarda kişinin bilgi, tecrübe ve beceri açısından pozisyonun zirvesinde bulunduğu ve hayatının en verimli olacağı bu dönemde en basitinden menopozun getirdiği gece terlemeleri ve buna ağlı uyanma ve de uykusuzluk ve sonuçları ile yaşamak kişiye çok şey kaybettirecektir.

Hayat her zaman ve her yaşta güzeldir.Yaşamasını bilelim.

SAĞLIKLI YAŞAYIP YAŞAM KALİTEMİZİ ARTTIRALIM.

 

Menopoz Belirtileri ve Şikayetleri ;

Genelde adet düzensizlikleri ile başlar. Normal seyreden menstural kanamalar alışılmışın dışında ya şiddetlenir ya da seyrek görülmekle birlikte azalır. Büyük çoğunlukta başlangıçta 2-3 ayda bire düşer. Çok daha az bir kısımda ise adet kanama süreleri sıklaşabilir. Bu dönemdeki kadınlarda hep gebelik korkusu vardır,geciken her adet kanaması bir gebelik olabileceği korkusu ile bu hanımlarımızı rahatsız etmektedir. Adet kanaması geç olarak gelse bile kadında hep gebe kalma korkusu olacak ve cinsel hayatı bozulacak, seksten uzaklaşacaktır. Düzensiz ve bozuk bir cinsel yaşamın ise menopoza girişi hızlandırdığı düşünülmektedir.

Menopoza giren kadınların dörtte üçünde görülen en yaygın belirtilerden biri de sıcak basmalarıdır. Ayrıca gece terlemeleri (gece yarısı meydana gelen ve bazen uykudan uyandıran sıcak basmaları) uykusuzluk, çarpıntı, zihin karışıklığı, değişken ruh halleri, depresyon olabilir. Nasıl ki her insan boy, kilo, görünüm, ten rengi gibi birbirinden çok farklı ise menopozunda belirtileri tek tek her kadına özgü biçimde gelişmektedir.

 

 

Menopozun kadın vücudunda oluşturabileceği değişiklikler ve sıkıntılar:

 

Östrojen hormonunun azalması bazı değişimleri de beraberinde getirebilir. Bunlar arasında aniden sıcak basması, yüzde daha fazla olmak üzere kızarma atakları, sinirlilik, huzursuzluk, uykusuzluk ya da depresyon gibi duygusal değişmeler, vajinal dokuların kuruması ve incelmesi ve buna bağlı olarak cinsel birleşmede ağrı gibi belirtiler yer alabilir. Bu belirtiler bazı kişilerde hiç görülmeyebileceği gibi, bazı kişilerde belirtilerin çoğu bir arada görülebilir.

 

Menopoz dönemi, kemiklerin süngersi bir hal alması demek olan osteoporoz ile, hormonların etkisiyle menopoz öncesi kadınlarda daha az görülen damar sertliğinin hızlanması gibi sorunları da beraberinde taşıyabilir.

 

Sıralarsak:

Büyük ve küçük dudaklarda kuruma,kaşıntı

Vajen duvarında incelme ve kuruma;-cinsel ilişkide acı ve sonuç olarak cinsel isteksizlik

Çok sık vajinal hastalıklara yakalanma,

İdrar yolu enfeksiyonları,

idrar kaçırma şikayetleri,

Rahim sarkması,

ciltte kurumalar,pullanmalar,,kolayca oluşan çürüme ve morluklar

ses te kalınlaşma;

vücut tüylerinde azalma ve incelme,

kalpte çeşitli rahatsızlıklar

dolaşım sistemi bozuklukları(damar hastalıkları)

iskelet sisteminde kemik erimesi

memelerde gevşeme,yumuşama

ve bu gibi

 

Menopoz Kadın Hayatının DOĞAL - Fizyolojik bir dönemimidir?

 

Annelerimiz,anneannelerimiz ve de onların anneleri menopoz tedavisi mi görmüşler? Yoksa bu dönemdeki başata kadına hayatı zehir eden bazı kadınlarda şiddetli seyreden bazen gecede 3-4 defa onu uykudan uyandıran, buna bağlı uykusuz kalma ve gündüz yorgunluk, dikkat toplayamama, düşünce ve hareketlerde yavaşlama, saldırganlık ve alınganlık ile hayat kalitesini erken dönemde bozan; ve psikolojik olarak uykusuzluğun getirdiği depresyon, depresyonun getirdiği uyumsuzluk, sosyal ilişkilerde zayıflık, yalnızlık, ağlama krizleri, cinsel istek azlığı ve buna bağlı ailevi problemler ve de kendine güven kaybı (çok az bir kadında bu dönemde cinsel istek artışı olabilir) gibi hayatı tehdit edebilen, yaşam kalitemizi düşürüp bize ızdırap veren bu sıkıntıları ortadan kaldırıp hayatımızın üçte birini ve de en güzel olması gereken yıllarımızı sağlık ve mutluluk içinde mi yaşamak.

 

Ayrıca ileri yıllarda ise kemik erimesi nedeni ile (osteoporoz-osteopeni) vücut kemik sisteminde ciddi problemlere yol açabilecek ve hayatın kaybına varabilecek sonuçlara gidebilecektir.

 

Teknolojinin, tetkik ve tanı yöntemlerini ve kullanılan ilaç ve de tedavi yöntemlerinin bu kadar ilerlediği bir zamanda bunlardan faydalanmamak hayat kalitesini düşürür ve kişiyi sıkıntıya sokar. Tıbbın amacı kişiye zarar vermek değil değildir, ona faydalı olmaktır. Nedense bu menopoz dönemlerinde doktorlara ve tedavilere bir güvensizlik gelişmekte kulaktan dolma yanlış bilgiler ile kadınlarımız tedaviden korkmaktadırlar. Doktorlar bir düşman olarak görülmekte ,onlardan uzaklaşılmaktadır. Bana ilaç verip zarar verecek ben kullanmayacağım veya yarıda bırakıp, bilmem kim kullanmış şöyle olmuş gibi yaklaşımlar sergilemektedirler. Hepimiz insanız bizimde annelerimiz, ablalarımız kız kardeşlerimiz var, biz niye size zarar vermek isteyelim ki? (sizin anneniz kullanıyor mu derseniz aynı şey bendede var,kavga dövüş ikna etmeye çalışıyorum)

 

Günümüzde menopoz tedavisinde kullanılan gerek belirtileri yok etmede gerekse menopozun vücutta yapacağı bedensel etkileri azaltmak ve kontrol altına almakta kullanılan ilaçlar yıllar süren her yönüyle yıllarca incelendikten sonra kullanılmaktadır.

 

Menopoz tedavisi bir şablon-kalıp tedavisi değildir. Her kadın özel olarak bir birey olarak alınır ve incelenir. Elde edilen verilerle kişiye ve konumuna uygun tedavi düzenlenir.

 

Tedaviye Doğru;

 

En önemli şeylerden bir tanesi hastanın çok çok dikkatli incelenmesi ve değerlendirilmesidir.

 

Hasta önce sorgulanır;

 

-şimdiye kadar geçirdiği hastalıklar

 

-alerjisi var mı?

 

-kullandığı ilaçlar

 

-ameliyat olup olmadığı

 

-aldığı tedaviler

 

-sigara ve alkol kullanımı

 

-aileden gelen bir hastalığı olup olmadığı

 

-ailedeki kadınlarda menopoz yaşı ve durumu, meme veya rahim hastalıkları olup olmadığı

 

-daha önceki adet düzeni, doğum, kürtaj, düşük sayıları

 

-şikayetleri nelerdir gibi,

 

Sorgulamadan sonra;

 

Kadını tepeden tırnağa inceleyen bir muayeneye ve incelemeye geçilir.

 

Kilo,boy ölçülür,alışılmış rutin jinekolojik muayenenin yanında genel vücut muayenesi de yapılır, kalp,akciğer, karaciğer de problem araştırılır, varis vs bakılır.

 

Muayenede önce her kadının her yıl yaptırması gereken tetkikler yapılır, muayene sırasında smear testi yapılır, göğüs muayenesi yapılır.

 

Ayrıca 40 yaş üstünde ise hiç bir şikayeti olmasa da her kadına mamografi (meme filmi) ve meme ultrasonu istenir, 40 yaş altındaki kadınlarda eğer bir şikayet veya belirti varsa istenir.

 

Mamografi konusunda rutin şöyledir;

 

40 -50 yaş arasında ise ve riskli (ailede meme şikayeti veya daha önceden başka problemler yaşamışsa gibi) gruba girmeyen hanımlarda yılda bir veya iki yılda bir ,hekimin kanısına göre mamografi çekilir.

 

50yaş üstü veya hangi yaşta olursa olsun riskli gruba girdiğini kabul ettiğimiz hastalara ve menopozda hormon replasman tedavisi alan hanımlara her yıl kesinkes meme filmi çekilir.

 

Özet olarak menopoz tedavisi gören veya görecek her kadına mamografi yapılır.

 

Rutin laboratuar tetkikleri istenir; kan sayımı,idrar tahlili, gerekli hormonlar

 

Kullanılması düşünülen ilaçlar karaciğerden geçip süzüldükleri için karaciğer' e ve böbreğe ait testler yapılır.

 

Rahim ve yumurtalıklar ultrasonografi ile kontrol edilir.

 

Rutin tetkiklerin dışında hastada genel veya bölgesel bir hastalık varsa buna ait tetkikler istenerek hastalığın durumuna bakılır, (mesela guatr hastalığı gibi) verilecek tedavinin bu hastalığa bir zararı dokunup dokunmadığı araştırılır.

 

Eğer hastada düzensiz bir kanama varsa mutlaka bir rahim içi dokusu örneği alınır, bu acısız ,çok basit bir işlemdir.

 

Böylece kişinin bir profili çıkarılır, sosyal,ekonomik ve de kültürel düzeyi göz önüne alınarak, belirtiler ve bulgular buna eklenerek ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilir.

 

Burada görüleceği gibi bu tedavi planı kişiye göre hazırlanır.

 

daha sonra hasta ile birebir karşılıklı oturularak,haklı olarak soracağı sorular cevaplanır ve tereddütleri giderilir ve ortak anlaşma sağlandıktan sonra ,hasta güven duyduktan sonra tedavisi verilir.

 

Tedavide;

 

Kişinin şikayetlerini giderme ve östrojen eksikliği ile daha sonra oluşabilecek zararları azaltmaya yönelik planlanır.

 

Ancak östrojen hormon tedavisi, meme kanseri veya rahim kanseri bulunması halinde, bu hastalığın seyrini hızlandıracağı için, mutlaka uzman bir doktorun muayenesi ve periyodik takipleri altında sürdürülmelidir.

 

Hormonal tedavi; hap,cilde yapışan flaster, iğne veya vajinal krem-fitil olarak verilir

 

İlaç tedavisinin yanı sıra geçiş dönemini algılayabilmesi için kısa bir süre psikolojik danışma alması önerilir.

 

Nefes alma egzersizleri de kişiye destek ve rahatlık verir,ayrıca iskelet sistemini de kuvvetlendirme çok çok yararlı olacağı için gerekli fiziksel egzersiz şemasının düzenlenmesi için fizyoterapist desteği önerilir.

 

Gerekli beslenme önerileri içinde diyetisyen'e başvurmak idealdir.

 

Çok kısaca menopozun ileri dönem problemi olan kemik erimesinden bahsedersek;

 

Menopozun başlangıç döneminde daha yoğun görülen sıcak basması ve duygusal belirtiler, zamanla kendi kendine azalmakla beraber, vajina, özellikle kemik ve damar gibi dokulardaki bozukluk yıllar geçtikçe devam edecektir.

 

Kemik erimesine OSTEOPOROZ diyoruz,

 

Kemik erimesi en çok:

 

beyaz ten

sarışın

kalsiyumdan eksik diyetle beslenmiş

veya ilaçlar veya hastalıklar nedeni ile yeterli kalsiyum alamamış kadınlarda

hareketsiz yaşayan veya işi gereği devamlı oturan

sigara içen hanımlarda daha çok görülmektedir.

 

kemik kütlesi kaybolarak süngerimsi hal alır ve çok kolay kırılabilir bir hal alır, bu bölgeler özellikle yukarıdan aşağıya boyun, bel ve kalça kemiğidir.

Menopozal osteoporoz östrojen kaybı ile oluştuğundan (kabaca östrojen kemiklerin kalsiyumu almasını sağlar), östrojen olmayınca veya az olunca kemik yenilenemez.

 

Kısa soru cevaplar;

 

Menopozdayım cinsel ilişki bana acı veriyor, ne yapmalıyım ?

 

-ilişkideki acımanın nedeni östrojen eksikliğine bağlı vajendeki kurumadır, doktorunuz size uygun tedaviyi ve kremi verince bu sorun kesinkes çözülecektir.

 

Hormon tedavisi alan menopozlu bir kadın gebe kalabilir mi?

 

-Hayır,yumurtalık artık döllenebilir yumurta üretmediğinden hamile kalamaz

 

Bir arkadaşım hormon tedavisi alıyorsan güneşe çıkma dedi,doğru mu?

 

-Bu hiç güneş görmeyeceksiniz anlamında değil, hormon takviyesi alan hanımlarda ciltte güneşten lekelenme şansı biraz daha artar, ama önemli olan buradaki yaş faktörüdür, menopozdaki hanımlarımızı 50 yaş ve üstü kabul edersek kadın veya erkek bu yaştaki kişilerin ciltleri güneşe karşı daha hassas olur.

 

Kalsiyum haplarını ne zaman yutmalıyım?

 

-Bunun için özel bir zaman olmamakla birlikte yemekle beraber alınması emilimini kolaylaştırır, akşam olması daha tercih sebebidir.

 

Sigara ve Menopoz arasındaki ilişki nedir?

 

-Sigaranın menopozu beş ila on yıl kadar erkene aldığı düşünülmektedir.

 

Menopozdan korkmayınız, hayatınızın her anını bedeninize ve ruhunuza saygı ile yaşayarak, severek ve de üreterek yaşayınız,

hayat her yaşta başka güzeldir.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 5